Chamalu, Gaia Journey

Yürek Yolunda Seven Sevilen Bir Kendimiz Ol’mak.. 💖🌺⭐️🙏🏻💧

“Yürek Yolunda Seven Sevilen Bir Kendimiz Ol’mak.. 💖🌺⭐️🙏🏻💧”

Müteşekkirim herşeydeki, herkesteki Öz’e.. En önce de kendime. Kendimdeki Öz’e ve O’nunla uyumuna.. Sevgime.. İlişkime.. İletişimime.. Muhabbetime.. Aşk-ı muhabbetime.. Müteşekkirim hayat sana. İçimden akıp geçen hayata.. An’larıma.. Farkındalığıma.. Bilincime.. Can’a.. Yaşam enerjime.. Herşeyi gören, bilen, yansıtan, izleyen, ol’an halime.. Zira Öz dediğimiz de bu değil mi zaten? Tüm bunların bütününe de yaşam demiyor muyuz zaten as’lında?! Yaşam bir an.. Ve tüm bu bileşenlerin aynı an’da farkındalığı ve bizde bıraktığı his, düşünce, an’ı yaşam hali değil mi ki?! İşte bu kadar bir şey.. O an’ların ardarda gelip film şeridi gibi kaydı da buradaki ömrümüzü oluşturuyor bir nevi.. tekrar tekrar tekrar.. Biz bu farkındalık an’larımızdan bilincimizi; ol’an’a değil de, detay görünenlere, dramlara, duygu-düşünce sarmallarına kaydırdığımızda ve oralarda takılıp takılıp kaldığımızda da malum bilinen kaotik geleneksel Dünya yaşamı hallerimizde kaybolup duruyoruz. Seçim hep bizim. Ya farkındalık an’larında kalmayı cüzzi irademizi ilahi irademizle bir’leştirerek bütünlüğümüzün farkındalığında yaşamayı seçeriz. Ya da tekrar tekrar zihnimizin yanlış öğrenilmiş kısır döngü kaotik yapısının yansıtmalarında kaybolup kaybolup durmayı. Bunu da kah hayat, ah kader, o yaptı, bu yapmadı şeklindeki serzenişlerimizle suçu ona, buna, şuna, kendimize, aslında inancımıza göre de Tanrı’ya (Yaratıcı enerjiye) atar dururuz. Biz böylece masum, sevilebilecek biri olma gayretindeyizdir kendimizce, tüm bu yüzeydeki oyunumuzun altında, başkalarının gözünde gibi görünse de, kendi gözümüzde. Oysa biz zaten masum ve çook sevilebiliriz! Ve biz zaten çoook sevileniz.. Çook seviliyoruz. En zoru da bunu kabul etmekte as’lında. Öyle büyük bir suçluluk, keder, utanç örtüsü içinde yaşıyoruz ki kısıtlı, öğrenilmiş zihin sınırlarımızda. Çok sevilen olduğumuza bir türlü ihtimal bile veremiyoruz. Sevgisizlik dehlizlerinde kaybolup duruyoruz zihnimizin en kısıtlı bölümünün.. Zira tek gerçekliğin, tek gerçekliğimizin o olduğunu sanmaktan kaynaklanıyor bu. Aslında kimse suçlu değil. Cezalandırılacak bir şey de yok ortada.. Ne suç var ne de ceza.. Hepsi zihnimizin birer yanlış eğitilmişlik sonucu ortaya çıkan ürünü.. Ve as’lında öz’de biz, her birimiz çok seven ve sevileniz aynı an’da.. Tek gerçeğimiz de bu.. İster in’an, istersen de in’an’ma.. Yegane gerçek, öz’deki hakikat bu.. İşte en zorlandığımız yer de bu! İçimizde bunu bir kez farkettiğimiz an’da devrim orada o noktada başlıyor!

Öz = Tanrı = Allah = Yaratıcı =
Hakikat = Herşey Ol’an = Sevgi = Aşk = Bilinç yarattığı her Bir zerrenin içinde var Ol’an ve her zerreyi Sevgi’sinden Yaradan.. Ve her yarattığı zerreyi de dolayısıyla Seven.. Yani hem Seven hem Sevilen.. Böyle anlatınca çok garip oluyor farkındayım boş kelimeler zinciri gibi. Ama gerçek bu.. basitçe.. ve rasyonel mantığımızca anlaşılabilecek tek şey ise kelimeler aracılığı ile olabilir görünüyor şu anda.. Öte yandan bu saf gerçeği bilip anlamak yani deneyimlemek işi ise sadece kalp ile, yürek ile, gönül ile olabilecek bir şey. Bizler her birimiz o yürek seviyesinde iletişim kuracak frekansa uyumlandığımızda (o gerçekliğin farkına vardığımızda) zaten bunları yazıp çizmeye de gerek olmadan anlaşabileceğiz. O an’a ermek için de bu bilgileri yürek yolunu izleyerek deneyimleyenler doğal olarak sözlü, kelimeli, yaza, çize anlatarak birbiri ile paylaşacak.. Kendi yürek yolunu bilip, bulup, izlemek, yol almak isteyenler de eğer ihtiyaç duyar ve isterse bu paylaşımlardan feyz alarak kendi yöntem ve yollarını bulup izleyecek doğal olarak. Tüm bunlar aslında sezme gücümüzü farkedip, geliştirmek, sezişlerimize güvenmek ve sezgilerimizi izlemek ile olabilecek şeyler.. Adım adım, eğite eğitile, kendi yürek yolunda hakikat ile Bir’likte, yoğrula yoğrula kazanılacak yetiler.. Öz’gürlükler.. As’lında da yeniden hatırlanacak ve hatırlanan öz hallerimiz.. Gerçeğimiz.. Biz as’lında bildiğimiz ancak bu boyut zaman ve mekanında unutmuş olduğumuz gerçeğimizi yeni yeniden hatırlıyoruz bir nevi.. Tabii ki daha çok gelişerek.. Genişleyerek.. Yaratıp.. Yaşayıp.. Gelişerek..

Şimdi ise bilmemiz fayda olan en değerli bilgi, bizlerin her bir’imizin çok ama çook sevildiği. Ve aslında öz’de seven ve sevilen Bir kendimiz olduğumuz.. Bu bilincin farkındalığına erip, her an o farkındalık an’larımızı uzatıp, çoğaltarak -yaşadığımız dış -fiziksel -görünürdeki, dünyadaki kaos, ıstırap ve korkulardan- Öz’gürleşmek için tek çıkış yolunun buradan geçtiğini ve bunun da tek yolunun “yürek yolu”muzu bulup onu adım adım izlemek olduğunu bilelim.. Bu da yüreğimizi “gerçek sevgiye” (sözde seviyormuş gibi olmaktan ve bağımlı sevgilerden çok uzak) açmaya istekli, niyetli ol’maktan ve zihnimizin öğrenilmiş karmaşasını, bozuk kasetini gerçeğimiz sanmayı bırakıp bir an önce zihnin sükunetine ermekten geçtiğini bilelim. Zihnin sonsuzluğuna ermek için de izlenebilecek yol yürekten geçmekte. Yani bir nevi yürek beyinli olmayı öğrenmemiz gerek.. Yüreğin lisanını öğrenmemiz gerek.. Yüreğimizin saf gerçek sesini duymayı öğrenmemiz gerek.. Bu da çok çalışma, öz disiplin, sağlam sarsılmaz bir irade ve yürekli olmayı gerektiriyor. Cesaret ve sevgi aydınlanma yolumuzda önderimiz ol’sun.. ve bir de doğal Neşe.. Tıpki küçük masum tertemiz zihinli ve kalpli, hayata sevgi ve samimi bir merak ile açık küçük bir çocuk saflığında.. Masum’iyetinde ol’ma hali.. Sağlıcakla ve Sevgi bilincinde ol’un.. Yürek Yol’umuz açık ol’sun.. 💖

13.7.16 9.00 İstanbul ⭐️🌺🙏🏻💖
Nesli Olcay / Gaia Journey
Yürek Yolu – Chamalu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Bırakın