Chamalu, Gaia Journey, Gelişim

Yüreğimdeki yol bu Dünya’ya Ol’maya geldiğim şey Ol’maya çıktı. ❤️🌹⭐️🙏🏼

“Yüreğimdeki yol bu Dünya’ya Ol’maya geldiğim şey Ol’maya çıktı.”

İçimizdeki Tanrıça enerjimizle Bir ol’ma zamanı.. sevgi ile.. Aşk ile.. Işıldayarak.. şimdi tam “O” zaman.. ❤️️🌹⭐️☀️💖🌺👸🏼👸🏻💃🏻🌍🌳

Tüm yaşadıklarım bugün içindi.. o zaman neye nasıl kızarım ki? Neyi kimi ne için eleştirebilirim ki? Neye kime nasıl ve ne için ah vah edip kendime olmuş olanları kahredebilirim ki? O kadar yersiz.. o kadar anlamsız ve bir o kadar da gerek yok ki artık.. herşey “bunu yaşamam”. “Bu Ol’mam..” “şu an Ol’duğum şey olmam içindi.. ise..” .. ki öyle görünüyor.. gerçekten sadece müthiş ve muhteşem. Tam Ol’mam gereken şey olmuş olma halim hissim ve gerçekliğim. Şimdi bu olma hali bilincimden ve farkındalığımdan geriye öne sağa sola arkaya baktığımda herşey olduğu gibi Harika. Olması gerektiği gibi olmuş. Tüm o yaşananlar. Yaşadığım riya aldatılma aldanma düşmanlık hakaret çirkinlik ihanet yalan dolan kıskançlık korku utanç.. ömür boyu başıma geldiğini düşünmüş olduğum tüm kendimi çook kötü hissetmeme sebep olan şeyler olaylar kişiler zamanlar yıllar an’lar.. hepsi artık yerli yerinde. Düşünecek anlamaya çalışacak içine girip de kurgulayacak hiç bir şey yok. Kalmadı. Bitti.. Yok işte artık. Sadece Zihni’mde halen anı kırıntısı gibi bişeyler oluşur gibi olunca bedenimde düne göre hafif ama çok hafif bir gerilme yanma tepki dalgası olup şu anda ol’an gerçeğimi hatırladığımda da kendiliğinden geçiyor. İzin veriyorum böyle de olmasına. Bitti çünkü.. ben artık.. An’la’dım..

Olanlar tamamen beni bana yansıtıyordu ki ben kendi doğru yolumu bulabileyim Öz’üme doğru. Buraya Ol’maya geldiğim şey O’layım diye.. bu Ben’im Kendimle yaptığım anlaşma gereği böyleydi. Ve şimdi ben Ol’mam gereken şey ol’duğumu görebiliyorum artık..

Şimdi bundan sonra ne mi olacak? Bilmem ki? Sadece O’l’an’da kendimi iyi (olması gerektiği gibi doğalca) hissettiğim halde yaşayarak Ol’andaki gizemi güzelliği yaşamı mutluluğu sevgi Ol’ma halimi deneyimleyerek doğalca Öz’den kendim Ol’arak yol almak. Yürekten. Can-ı gönülden ol’mak yaşa’mak yol almak. Hayata tüm kalbimle açılarak yaşamak. Bu öyle bir hal ki zaten kalp sonsuzluğa açık bir halde. Yani bir önceki cümleyi yazmak bile anlamını tam ifade etmiyor eksik kalıyor. Dil döndüğünce yürekten an’latıp aktarmak kalemle kağıda dökmek vesile olmakmış nasip kısmet. Doğalca yürekten gelenleri ifade etmek sade’ce.. ne yapmaya gelmişsem ve yüreğim o an ne diyorsa onu duyup bilip anlayıp onu izleyip yapmak.. duyup doğru anlamak mümkün oldukça daha da güçlenen bir “yürek iletişimi”.. yıllar içinde yaşaya yaşaya deneye yanıla acı çeke üzüle sevine coşa emin olunan.. aslında öğrenilmeyen daha doğrusu yeniden hatırlanan gerçeğimiz. Kendinle İçindeki Ben ile Öz’ün ile en parazitsin saf temiz doğru dürüst iletişimi kurmak yani yeniden öğrenmek. Bu işin esas sırrı bu işte. Sonrası O’nu izlemek. Unutmak hatırlamak unutmak hatırlamak şeklinde sürekli istikrarlı vazgeçmeden devam eden bir yolda ilerlemek. Kendine gönlüne yani yürek yoluna Öz’üne sadakatle yani yürekten bağlılıkla yol almak. İstekle güçlü emin adımlarla ilerlemeyi öğrenene dek bazen kuşkularda boğulurken işin içine inatçı zihin çelme takarak girdikçe cılız da olsa yüreğin bildiği eminlik duygusu çok naif de kalsa yine de o bil’me haline, bazen de dualara sığınıp izleme cesareti göstermek. Az çok demeden. Her seferinde bir minik adım daha ileriye.. üstüne üstlük Ol’man gerekene yani buraya Ol’maya gerçekleştirmeye geldiğin Kendin Ol’ma haline ne kadar yaklaşmışsan bu zihin yürek arası gelgitleri iyice güçlendiği barizleştiği keskinleştiği iki ucu çok keskin bıçak sırtında an’larının da.. yüksek bilinçli farkındalık hallerinin de.. iyice sıklaştığını ve dramatikleştiğini bilmek… bunu bilerek deneyimlemek.. vazgeçmeden tüm yürekliliğinle devam ederek ancak kendini gerçekten çok sevmeyi öğrenerek bunu başarabileceğinden emin olmak. Olamadığın an’larda ve kendini yine karanlık isyan çukurlarında bazen uçurum kenarlarında bulduğunda ise sadece kabule geçmek affetmek. Kendini.. sadece kendini.. çünkü zaten senden başka kimse yok aslında. Ve aslında affedecek de hiç bir şey yok zaten… Diğer dış dünya görüntüleri sadece seni sana anlatan aksettiren kendini anla bul diye seni sana gösteren yansıtan aynalar. Bölünmüş sahte benlik bilincinin (yani şu anki farkındalıktan daha yoksun daha az bilinçli hallerinin) dıştaki halogramik yansımalarından ibaret. Hani yalan dünya diyorlar ya bu işte. İlüzyon da diyorlar. Ne kötü ne yalan ne de anlamsız aslında bence..sadece biz kendimizi yani unutmuş olduğumuz ve buraya hatırlayıp gerçekleştirmeye geldiğimiz Öz’ümüzü bulalım diye yol gösterici imge ve işaretlerden oluşan kılavuz Dünya yaşamı. Yine kendi kendimize kolaylık ve yardım olsun diye yaratmayı seçtiğimiz (bildiğimiz kadarıyla) bir Dünya gerçekliği. Diyeceksiniz ki ne kolaylık ama!!;)))

E işte olduğu kadar elimizden gelenin en iyisini yapmışız be kardeşim yaw!! Hoş göreceksin artık.. durum bu!! Babamin bir lafı vardı şimdi o geldi aklıma çok severdim ve güldürürdü bizi. Bir o kadar da düşündürürdü. Esprili bilge doğal zeki.. olduğu gibi bir adamdı.. Yolu açık olsun sevgiyle ışık içinde her daim. Biri diğerlerinin hoşuna gitmeyen garipsenen hani işin geneli ortalamalarda akıllı bir insanın seçeceği yoldan epey uzak bir şekilde davrandığında.. “Napıcaksın yahu! Eldeki çocuk bu!..” derdi. Yani aslında ol’an halini bilinç düzeyini anlayışını vs göz önünde tutarak kabul göstermek ve o çerçevede daha fazla bir şey beklememek, beklentiye girmemek anlamında.

Yıllarca baştan aşağı bir sürü olumsuz düşünce kalıpları, inançlar, oradan buradan, ondan bundan duyup, öğrenip, bir de deneyimleyip sabitleştirdiğimiz, yıllarca yaşam içinde tecrübe adı altında aynı olumsuz inanç ve düşünce kalıplarını deneyimleye deneyimleye bir de iyice güçlendirdiğimiz bir bilinç alt yapısı ile elimizden gelenin en iyisini yaparak bunları yaratabilmişiz işte!!.. e napalım yani şimdi?! Kendimizi olmamış bu deyip çöpe mi atalım? Sevgili Cem Yılmaz’ın esprisi gibi “olmamış bu çocuk!” “Potasyumu eksik yapmışsınız!” Deyip hepten vaz mı geçelim kendimizden de?!!?
Yoksa hep çareyi bulduğumuzu zannederek anne babamızı öğretmenlerimizi toplumu eski sevgililerimizi bize kötülük yaptığını düşündüğümüz herkesi onu bunu şunu suçlamayı seçerek bir o kadar daha kendi gerçekliğimizi aslında sadece kendimizin yarattığını kabul ederek kendimizi suçlamaktan korkarak mı yaşayalım? Ya da bunu da öğrenip hatırladık diyelim ömrümüzü kendimizi yaptığımızı düşündüğümüz hatalar, yanlış seçimler, canımızı acıtan kararlarımız yüzünden içten içe döve döve helak mı edelim? (Ben yaptım hiiiç tavsiye etmem! Hiç bir işe de yaramıyor zaten.. sadece ya migren tutuyor.. ya da ölmek isteyecek kadar işkenceye maruz hissederek kendi gücünü kötüye kullanmış oluyorsun..) ya da o kadar kötü hissediyorsun ki kendini o noktada iyi bir şey ortaya çıkartmak ve olumluya yönelip yaratacak hiç bir gücün takatın kalmıyor! Değer mi? Tabii ki hayır. Ama sistemini böyle kurgulamışsın bilinçsizce ya da düşük bilinç hallerince.. üstüne üstlük zamanımızı boşuna geçirip Ol’ana yani aslında Öz’ümüzde bizim sade’ce keşfetmemizi hatırlamamızı sabır ile bekleyen kendi gerçekliğimize ve öz gücümüze kabul süremizi geciktirmekten başka bir şey değil tüm bunlar. Yani arkadaşlar an’layalım artık ki bu yöntemler işlemiyor!! Sadece bunlar da birer öğrenme gelişme ilerleme basamağı.. Bunun yerine tek yapabileceğimiz ve yapmamız hem kendimizin hem bütünün hayrına iyiliğine olan. Öz gücümüze sahip çıkmak ve öz değerimizi bilerek bu bilinç ile kendimizi yeniden yüksek bilinç ile sevgi ile yapılandırmaya açmak. Hatırlamak. Kendimize en iyi kendimiz ol’ma izni vermek. Ki aslında onun tohumu zaten içimizde. Potansiyel olarak duruyor. Sadece uygun toprak su ışık vitamin ne gerekiyorsa doğal ortamını bilip bulup yetişip açılması için gereken özeni göstermek ve zaman vermek ve sürekli bıkıp usanmadan çalışmak bu yönde. Ta ki tohum çatlayıp toprak yüzeyinde filizlenip kendi içinizden çıkan en muhteşem ağaç, meyva, çiçek ortaya çıkana dek koruyup kollayıp gözetip ona çok iyi bakmak. Beslemek. Ayrık otlarını ve olası olumsuz niyet ve kötü gelen ne var ne yoksa temizlemek. Sevgi ile Aşk ile dönüştürmek. Dönüşmek.. Ol’mak.

İşte tek ihtiyacımız bu aslında. Farketmek Ol’ma izni vermek ve doğalca yaşayarak Ol’mak.

E tabii bu kadar kolay olmuyor. Anlatırken kolay gibi görünüyor yaşarken çok zorlanıyoruz. E çünkü öyle şartlanmışız! Kabul edelim bir kere eldeki çocuğu! Sarıp sarmalayalım içimizde anne baba sevgili şefkati ile. Sabır gösterelim eskiyi unutup yeniye açılmasına. Yeni olumlu düşünce ve inançlara açılalım. Sade’ce “Kolay olana kadar Zordur” herşey! Bunu hatırlayalım. Hatırlatalım kendimize. Tek ama tek yapacağımız önünde sonunda Yüreğimizle Bir Ol’up O’nu duyup dinlemek ve izlemek. Ancak öncesinde gerçekten saf, tertemiz, en iyi pırlanta pürüzsüzlüğü kalitesinde bir yüreğe sahip ol’mak.. Daha doğrusu yüreğinizdeki O en kaliteli pırlanta saflığındaki yere ulaşmakta.. (o hani ben herkesin hep iyiliğini düşünürüm hiç kötülük Yok valla yüreğimde.. falan değil arkadaşlar.. kimse kendini kandırmasın.. İfritlerinizle yüzleşin.. tek yol bu..) O incecik en yüksek duyarlılıkta titreşen yerden önce kendi gerçekliğinizi bulup.. O’nun bilinç halinizi değiştirmesine. Yükseltmesine.. izin vermek.. O saf püripak gerçekliğin yegane gerçeğiniz Ol’duğunu idrak etmek.. ve hayatınızın idaresini adım adım tümüyle O’na teslim etmek.. sonra da her an O’nu duymak, dinlemek, izlemek için kendinizle Bir’lik Bütün’lük içinde sürekli İş Bir’liği yapmak.. işte bu sizi kendinizden en iyiyi ortaya çıkarmaya, en iyi kendiniz Ol’maya götürecek yürek yolu.. siz O’na inanıp güvendikçe yani oturup kulak verip Can kulağı ile dinleyip gönül gözünüzün açılmasına izin verdikçe.. ve O noktadan yol alma şansını küçücük de olsa bir bir adımlarla kendinize her seferinde küçük demeden bir şans vererek izledikçe.. Gerçekliğinizin biricik yolu önünüzde serpilip açılacak. Siz her seferinde Zihni’n cerbezeli inatçı oyunları, katakulli çevirmeleri, yalan dolan kendinden çok emin asıp kesip hükmetmeleri, kesin hüküm ve yargıları, katı kuralları tabuları, olumsuz sizi güçsüz bırakan tavır ve davranışları, değerbilmez hoşgörüsüz mide bulandırıcı dışlayıcı küçük düşürücü aşağılayıcı ya da kendini üstün gören tavırlardaki bilmiş oyunları ile karanlık kötü ifrit hallerden.. kabuslara tüm kötücül canavar ejderha şeytani plan ve hallerden kendi yarattığınız cehenneminizden.. sadece tertemiz saf doğal nazik duyarlı şefkatli Bilge sakin ve sabırlı.. hep aynı sadelikte ve doğallıkta sevgi ile tekrar tekrar size hep aynı doğru yolunuzu gösteren “Kalbinizin yolunu” cesaret ile bir minik adım atarak izleyebileceğinizden emin ol’un.. içinizdeki kahraman yönünüz bunu biliyor. “Dışarıda hiçbir şey var izleyecek.” Hiç boş yere dışarıdan birinden medet ummayın. Boşa gücünüzü dıştaki bölünmüş benliklerinizin yansımalarına güç vererek harcamayın. “Sadece yüreğinizdeki bilgelik size yol gösterebilir.” Size özel, biricikliğinize özel olan kendi doğru yolunuzu. Başka bir öğretmen guru hacı hoca değil.. sadece kendi içinizdeki bilgeliğiniz sizin için yegane doğru yolunuzu gösterebilir… Sadece bunu Bil’in bu bile yeter.. Her ne zaman içinizdeki doğru yol rehberliğinizi buldunuz!.. işte o zaman O sizi her ne yapmaya söylemeye Ol’maya doğru yol aldırıyorsa O sizin için doğru Ol’an’dır. Ve bunu kimse ama hiç kimse önceden bilemez. Hadi bildi diyelim siz hiçbir zaman emin olamazsınız. O kadar çok bileşen var ki an’da ve o kadar çok değişken ile an be an oluşuyor ki yaşam Evren’ler boyu her şey her an değişimde ve dönüşümde ve biz bir sonraki an’ı şu an ol’an bilinç halimizle Bir ve Biricikliğinizle niyetlerimizle Eşsiz Ol’arak yaratıyoruz ve Bütünde Birbir’imizle etkileşimlerimizle de Bütün’deki Bir’i yaşıyoruz ki.. her bir an’da dönüşüp Ol’an halimizle tüm Bil’eşenler her an yenilenmekte.. katrilyonlarca (sonsuz sayıda) Ol’asılıktan sadece Bir’ini seçip bilip yaşadığımızda kendimizi sabitlemiş oluyoruz ve İllaki ona o an’daki olası olasılığımıza bağlanıp inanıp kaldığımız an’da yine oradan an be an bambaşka yepyeni olasılıklara geçiş yapıyoruz. Yani uzun lafın kısası bir sonraki an neler olup bitip yaşayacağımızı hiç mi hiç bilemeyeceğimiz gibi. Boş yere kendimizi de olasılıklardan sadece Bir’ine korku ile körü körüne bağlamış oluyoruz çoğu zaman. Hiç gerek yok iken hem de. Herşey hayallerimizden bile güzel özel anlamlı yeterli yetkin müthiş Harika muhteşem olabilecekken. Korkularımız yüzünden sınırlı sorunlu sorumlu kısıtlı zihin yöntemlerimizle kendimize o kadarcık görüşlü düşük bilinç seviyeli sözde gerçeklikler kadersel hapishaneler yaratıp buna bir de Özgür irade diyoruz. Hatta Özgürlük diyoruz. Hiçbir şey isim takarak ol’muyor ben bunu biliyorum sadece.. zindan yine zindan. Adını ister özgürlük koy istersen muhteşem özgürlük koy. Şu an için tek bildiğim yüreğimde buluştuğum kendim Ol’ma halimle sevgi ile aşk ile O yolu izlemek.. ben’ce işte Öz’gür irade de bu.. en azından ben kendim için bu yönde kullanmayı seçiyorum…:) kendimdeki en iyi Ol’ma halimi hissetmek. Gerçekten kendimi “iyi” hissettiğimde Ben’i bana anlatan ne diyorsa O’nu Can Kulağımla iyi dinlemek.. Gönül gözüm açılıp da bana doğru yolu gösterdiğinde Zihni’m binbir yalandan beni izlediğim Yol’umdan vazgeçirici gerçeklik nidası atsa da ben yine de yüreğimde gördüğümden emin Ol’an yönümü izlemek.. yüreğim Kalbim sevgiyle her daha da çok açıldığında bendeki Ben’i yani O’nu daha iyi tanımaya, an’lamaya and içmek.. (al sana Sadakat..) Öz’gürlüğümün ve Bir tanecik Ol’uşumun değerini ve eşsiz muhteşemliğini çok iyi ve sevgi ile aşk ile içimde muhafaza etmek.. “aydınlığım”ı heeh işte tamam artık ben ol’dum.. aydın’landım.. falan gibi gülünç sanrılarla bulandırmadan.. takip etmek.. gerçeklik ile yegane hakikat Öz ışığımız ile “Aydın’lanmanın” her an sürekli sonsuz bir yol ve yolculuk olduğunu ve bize düşenin bunu bilip, hatırlayıp, izlemek olduğunu sürekli kendime hatırlatmak.

Oooo daha çok şey var da.. yaz yaz nereye kadar.. oku oku biteviye.. an’la an’la sınırsız.. yaşa yaşa sonsuz.. şimdilik Biz önce Bunu bir hazmedelim. Yine Bir’likte Yaratarak yaşayarak Seve seve Buluşur paylaşır kendimizce anlamlandırırız yine yaşamlarımızı. Ol’anlarımızı.. o an’a dek sağlıcakla Hoşca kalalım.. hayatta yaşamda An’da Ol’arak kalalım. Daha çok şey var yaşayıp görüp öğrenip deneyimleyip seve seve gelişip genişleteceğimiz. Sağlıcakla hayatta Ol’maya devam edelim..

……. ❤️️🌹

Her Bir Ol’an gibi hayatımızda.. Aşk ile An’da Ol’maya ve Yaşa’maya çok şükür.. tüm Ol’an ve Biten’e.. yepyeni Ol’duğumuz yerden yeni’den Ol’an ile Bir’likte Aşk ile Sevgi ile Bir ve Bütün Yaşa’maya.. Her Bir An’da.. Aşk-ı Muhabbet Ol’arak bu Yaşamda.. ❤️️🌹

Bu özel zamanların İçimizdeki Tanrıça enerjisini uyandıran ve destekleyen enerjilerinden maksimum faydalanmaya yol alalım niyetim ve dileğimle.. sevgimle.. ❤️️🌹
💃🏻🎈🎶🎉👸🏼👸🏻🌍🌳☀️⭐️🌺😇

Not: kendi içimde şu anki bilinçlilik düzeyimde ve halimdeki farkındalığımla deneyimlediğim ve Tanrıça enerjisi olsrak adlandırdığım yüksek nitelikli Dişil enerjiyi biraz açarsak- kadın erkek herhangi cinsiyet ayrımı ya da belirginliği olmadan her Bir insanda var olan içsel dişil ve eril enerjilerimizin dengesinde- dişil enerjimizin en üst bilinç boyutunda desteklendiği, şifalanıp, tüm olumlu özelliklerini yeryüzünde göstermeye açıldığı enerji dönemlerinden geçiyoruz diye ifade edebilirim.. ve bu konuda daha çook yazıp çizicez öyle görünüyor.. bu vesile yüreğimdeki ses öyle diyor.. “O” daima kendisini bize anlatmayı sürdürecektir.. (uzun yıllar önce yoğun derin içsel yolculuklarımda tanıştığım bu enerjiyle bugünlerde dile gelmesine vesile olmak nasip oluyor biz de.. Gaia Journey adı da o zamanlarda ilham olmuştu.. yıllar içinde tam anlamı ile şekillendi ve şu an isteyip ihtiyaç duyan tüm yüreklere ulaşıyor bu vesile.. ) yeter ki biz yürek açıp Can kulağımızla dinlemeye gönüllü ol’alım.. ❤️️🌹

Nesli Olcay / Gaia Journey (DünyaAna Yolculuğum)
YürekYolum
3.10.2016 11.22
İstanbul

İlüstrasyon resim tasarımı – Designed by Viladimir Uno

Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Bırakın