Chamalu

Yalnız değilim ki.. Hayallerim var..

İstanbul’un yoğun yağmurlu, karanlık havasına uydum bugün.. Hafiften hüzün.. Ancak sert esen rüzgara ve serinleyen havaya rağmen dik durup birazcık da hayallere dalma.. Aslında yalnız kalma isteği hakim… Ki biraz hayal kurabileyim..

Bence en iyi bu başlık tasvir ediyor bu fotoğraf ile yarattığımız öyküyü.. En azından bana hissettirdiği bu oldu ilk çektiğim anda da, fotoğrafı ekranda net gördüğüm ilk anda da.. Ve şimdi yazarken de değişmedi bu duygum..

Hayaller hayatın bence olmazsa olmazı.. Kendimi bildim bileli hayallerim vardı benim.. Hem de çok.. Bir sürü.. Kimin yok ki zaten?! … Hatta gelişme çağlarımda o kadar çok tutku ile hissedip, birçok duygu ve enerji yüklenirdim ki, ucu bucağı belli olmadan ardarda sıralanırdı zihnimde ve kalbimde hayallerim.. Ben bunları ne zaman yaşıcam bana bir ömür yetmez en az 9 ömür gerekir derdim.

Büyüdükçe hayallerimden bazıları gerçek oldu bazılarından ise çok uzağa düştüm. Ve en acısı da o uzağa düştüklerimi farkedip yüzleştiğim anlar oldu.. Ee hayat bu bana da kendini bir şekilde öğretecek tabii.. Herkese çeşitli yollardan öğrettiği gibi..

Zamanla bir baktım daha az hayal kurar daha çok sözde realite dediğimiz dış aktif yaşamda kimi zaman mücadele ederken, kimi zaman yapabileceklerimi ve sınırlarımı yeni yeniden keşfederken buldum kendimi.. Acı, tatlı bir sürü tecrübe dediğimiz şeyler deneyimlerken bir sürü hayal kırıklığı da cabası.. Sanki hayallere küskünlüktü bazen yaşananlar, inadına onca hayalciliğe rağmen..

Aradan yine bir süre daha geçti ve ben yeniden farkettim ki. hayallerimin yabana atılmayacak oranı da gerçekleşmişti aslında.. Yani benim hayat ile doğru işbirliği yapıp, sezgilerimi ve yüreğimi takip ederek, ysşamdaki işaretleri de doğru agılayıp izlerini sürerek adım attıklarım.. Gerçek olmuştu..

Bu da sıkı bir yüzleşmeydi benim için.. Zira kendini takdir etmeyi asla öğretmeyen bir coğrafya ve aile kültüründe yetişmiş biri olarak, büyük bir devrim yarattı bu farkındalık bünyemde:) vay be! Aslında hayat napsın ben çok fazla hayal kurmuşum.. Ee bir de fiziksel boyut kurallarıyla birşeylerin hayata geçmesi için biraz süreye ihtiyaç var, di mi ama?! İşte o zamanlar süratle düşünüp yaratan zihnime ve yoğun tutkulu duygularıma, fiziksel boyutun göreceli ve zamansal faktörlerini de hesaba katarak, doğru gözlem, analiz ve en önemlisi de doğru değerlendirme becerimi de ekledim. Yani bir nevi hayal düşünürlüğüme yani sanatçılığıma, hayal mühendisliğimi ve mimarlığımı da ekledim.. Çaresi yok, yaşam bunu bana dayattı..

Kendini sürekli farkındalıkla geliştirme ya da tanıma hatta kendindeki en iyileri keşfetme yolunda bir iz sürücü olmuşsan bir kere.. Zihnini, bilincini, farkındalığını sürekli esnetip, özgürleşmeye adanmışsın demektir. Başka yolu yok.. Bu da ıstıraplı ancak muhteşem bir süreç tabii kendi içinde ve başlıbaşına..

Ve doğal olarak her insan evladı gibi acıdan sakınıp kaçınmaya da güdülü bir tavrımız oluşuyor bu duruma tepki olarak.. Ve birara bir bakmışsın ki hayat seni kanırttıkça.. Eksik, gedik neyin varsa ya da yanlış yaptığın.. Vuruyor yüzüne hiç acımadan.. Ee bu durumda hayal kurma yetisi hoop giriyor devreye.. Kurmaya başlıyorsun kendine hayallerden bir dünya.. Sevmedim ben bu dünyayı diyor içindeki küçük çocuk. Kandırdın sen beni!. Hani herşey çok güzel olacaktı? Hani herkesin birbirini çok sevdiği kardeşlik, dostluk, sevgililik ettiği bir Dünya’da yaşayacaktık? Herkes birbirini o kadar çok sevecekti ki… Daha o düşünmeden sen onu düşünecektin, kollayacaktın, koruyup, gözetip, şefkatle saracaktın?! E ben bunu yaptım ama ya diğerleri?! Hani çocuklar hep neşeli olurdu hep hayal kurup oyun oynardı.. Tıpkı tüm çocukluğumda bahçede arkadaşlarımla oynadığım gibi.. Hani anne babalar çocuklarını hiç incitmezdi? Arkadaşlar birbirini satmaz, sevgililer hep sevgili olurdu? Hani aşık olmak hep çok güzel bişeydi? Bir kere gerçekten aşık oldum mu ömür boyu sürerdi? Gerçek aşk herşeyin üstündeydi… Hani çocuklar hiç ölmezdi.. İncitilmezdi.. Hani yaşamak güzeldi?!.. Di.. Di. Di..

Ve içindeki çocuk baktı ki hayal ettiği dünya ile dışta yaşadığı dünya birbirinden bir o kadar zıt ve uzak.. Başlar kurduğu hayallere kaçıp orada ysşamaya.. İşte bu nokta alarm zillerinin çaldığı nokta olabilir hayatımızda.. Çünkü insan umutsuz yaşayamaz.. Umut da hayaller ile vizyonlar ile beslenir.. İnsan bir kere umudunu yiririp hayallerinden vazgeçer ya da hayal kırıklıklarına yenik düşmeye başlarsa ya içi boşalır birer antidepresan ile beslenen zombiye dönüşmeye başlar. Ya da kendinden nasıl kaçacağını bilemeyen aşırı aktif, kontrol takıntılı, agresif korku güdümlü canavarcıklara.. İki türde de sonuç pek iyi görünmüyor farkındaysanız.. Tabii biraz abartarak uç noktalarını yazdım bunun ara gri tonları mevcut hayatımızda..

Ee peki napıcaz yani?! Ya hayalperest olduk, ya derin depresif, ya nevrotik, ya da agresif.. Belki de zalim….

Çok basit cesaret göstericez.. Küçücük bir hayali seçicez önce onu gerçekleştirme yolunda bir minik adım atıcaz. Büyük hayalleri bir kenara bırakıp. O an hayatımızda en olabilir görebildiğimiz hayal hangisi ise onu gerçekten yaşama geçirip gerçeğimiz olsun isteği ile bir adım atmak. (aslında tüm hayallerimizi, düşünebildiğimize göre gerçekleştirebiliriz de, ancak biz o anki bütünlüğümüzle buna inanamayız).. Cesaret.. Risk almak.. Korkuya rağmen hareket etmek.. Hayır mı? O zaman dönüp bir bakmak gerek.. Acaba biz hayallerimizi yaşayalım diye değil de yaşamdan kaçıp, saklanmak için mi kuruyoruz?! Gerçek olmasını istemiyoruz da o hayali, ütopik kendi Dünya’mızda mı yaşamak istiyoruz acaba? Kimse bize dokunmasın, incitmesin, zarar görmeden, acı çekmeden, hayali hazlarımızla yaşayalım.. Belki de budur aslında istediğimiz.. Bu da bir seçim tabii. Herkes, yani hepimiz seçimlerimizde özgürüz.. Ve hayallerimizde de özgürüz.. Peki ya bu hayata hayallerimizi herşeye rağmen gerçekleştirmeye gelmişsek?! Tüm görevimiz ve yaşama katkımız bu ise? Hayallerimizle yalnızlığımızı örtmeye, doldurmaya çalıştıkça daha da yalnızlaşıp doğamızdan uzaklaşıyorsak? En önemlisi tek sahip olduğumuz kendimizi, hakikatimizi yaşamayı ıskalıyorsak.. Bu ömrü kim boşa harcamak ister ki?..

Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Bırakın