Chamalu, Voyage Voyage

Özgürüm Ben

“Tutmayın beni…Atlara gidiyorum ben.. Bir de balonlara.. Ve Perilerin gerçek kabul edildiği o diyarlara..yol alıyorum.. hem içimde, hem de dışımda.. Hayallerimden gerçekliğe.. Yürek yolumda.. ”

Düşünüyorum da özgürlük her istediğini istediğin anda yapmaktan ziyade o an yaptığın şey ile bir’leştiğinde, yani tamamen kendini onun içinde yaşarken hissettiğinde, aldığın haz, zevk, tutku, keyif ve coşku ile kendini, yaşamla birlikte akarken ifade etmek sanki.. Tüm yaşamla bütünleşmek.. Evrenler boyu hem de.. En azından benim için böyle sanırım.. Galiba ben, en çok da yolculuklarımda yaşıyorum bunu.. Herkes için farklıdır mutlaka.. bana yol verin, doğa verin, güzel insanlar verin, işin içine bir de sanatsallık katın.. Hele bir de yürek birliği olsun, değmeyin keyfime şeklinde.. Bu da ancak insanın gerçekten sevdiği, keyif aldığı şeyleri yaparken oluyor.. Ya da tersten düşünelim, bu coşkuyu haz ve keyfi yaşamayı bize ne veriyorsa belki de onu keşfetmek.. Farketmek.. Bu da kendimizi, düşünüp zihnimizde bulmaya zorlayarak olmaktan epey uzak. Tam tersi kendini biraz hayatın doğal akışına bırakıp, kalbimizin mesajlarını iyi okumayı becermekten geçiyor.. Çünkü o aslında bize yegane hakikatin ileticisi özümüzle iletişim aracımız.. Yüreğimizin attığı yönde içimizdeki sezgilerle yol aldığımızda, yani aslında kendimize bir şans verdiğimizde bazen aklımıza yatmasa da izlenen yol, bir bakmışız ki bizi özgürleştirmiş bile. İşte ben bu hafta sonu böylesi özgürdüm.. Özgürlüğümü kısıtlayan zihin kalıplarım, inanç, yanlış düşünme şekillerim, gereksiz endişelerimden kendimi bir anda sıyırdım.. Gerek toplum, gerek kendimin bilinçsizce koyduğu ve benim de herhangi bir zaman diliminde bilinçsiz halimle kabul gösterdiğim sınırlamaları, aşma cesareti gösterdim de diyebiliriz. Bir baktım ki kendimi, aşk ile sevdiğim atlar ve yüreğimi hoplatan uçan balonlarla büyülendiğim periler diyarında ve onları kalbimi açıp, coşku ile görüp, fotoğraflarken buldum. Son yıllarda çocuksu kalbim hiç bu kadar coşku ile küt küt atmış mıydı, hatırlayamadım.. Sanırım evren ile işbirliğim öyle güzel işlemiş ki.. bana, düşler ile gerçekleri muhteşem bir ustalık, gönül gözü ve özgün tarzı ile anlamlandıran, bir de neyi varsa öğrencileriyle canı gönülden paylaşan en iyi ve bence en doğru hocayı, Hüseyin Taşkın’ı ve her birinin varlığı çok değerli katkı olan 20’ye yakın arkadaşı, bir de yepyeni yollar kazandırdı.. İşte bu noktada yine hatırladım ki hayat bir bütün.. Tüm canlılığımız ile doğa ve Dünya biz kendimizi sevgi ve güvenle risk alarak açtıkça, bize hayallerimizin bile ötesinde güzellikleri veriyor. Ne muhteşem bir şey ki ben artık kendi At fotoğraflarımı paylaşabiliyorum.. Ve daha nicelerini çekip paylaşmayı da umut ediyorum.. Vesile olan herkese ve her şeye minnettarlık duyarak.. Acısı ve tatlısıyla bu hayat yaşamaya değer dedim bir kez daha.. İşe bakın özgürlük simgesi atlara duyduğum aşk, beni nerelere ulaştırdı.. Bakalım buradan nereye gidiyoruz?!.. Birlikte yaşayıp göreceğiz artık..

Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Bırakın