Chamalu

Ey deniz kokusu!! Sen nelere kadirsin!!..

Deniz kıyısında yeni dönem adı ile sahil yolunda yürüyüşe çıktım bu akşam üzeri Tuzla’da.. 2 gündür İstanbul’da etkin olan Lodos fırtınası sonrası hava nasıl güzel, nasıl temizlenmişti anlatamam..

Mis gibi kokan deniz beni karadan kendine doğru çağırdı resmen.. Ben de kapıldım bu büyüleyici kokuya bir baktım deniz kıyısındayım.. Oradan da göz kamaştırıcı güzellikteki gün batımıyla aldı savurdu tatlı bir aşk ile taa nerelere.. Yine yollardayım.. Bu sefer bilin bakalım nereye doğru..

….

Doğma büyüme İstanbul Göztepe sahil kesiminden olan ben, tahmin edersiniz ki bir deniz aşığıyım.. Hem de öyle böyle değil.. Özellikle de Marmara denizi ve üstüne üstlük de özellikle Göztepe sahilden adalara doğru bakarkenki deniz.. Amma da spesifik oldu..! Kendim de şaşırdım şimdi yazarken vallla.. 🙂 Yahu deniz denizdir işte!! Ha Marmara ha Karadeniz ya da Akdeniz olmadı Ege.. Hatta Dünya’nın öbür ucunda bir deniz.. N’olucak yani?! Öyle tabii deniz aşığı olunca tüm denizler, okyanuslar hatta akan, duran su nevi ne varsa aşığım.. İçme suyu dahil.. Eee?! Yani?! Niye şimdi illaki de Marmara denizi ve hatta en bi belirli yeri özellikle?! Çok basit.. Herkesin bir ilk aşkı vardır.. Benimki de tam da bu deniz işte..

…..

Şimdilerde kime sorsan bir köyü var.. Bu genelde İstanbul’da ya da genelde büyük şehirlerde yaşayanlara has bir şey çünkü genelde göç, küçük yerleşim birimlerinden büyük şehirlere yapılıyor.. Bana da hep sorarlardı aslen sen nerelisin diye küçükken buna çok şaşırırdım.. Şimdilerde hiç şaşırmıyorum artık.. Çünkü herkesin bir köyü var.. Hasretle, özlemle, gözleri bir farklı parlayarak, biraz da uzaklara dalarak andığı ve bahsettiği.. Ve hep bir gün yine dönüp gideceğini söylediği…

İşte benim köyüm de tam da burası.. İstanbul Göztepe sahil.. Hadi biraz daha geniş tutalım.. Bostancı – Adalar – Moda – Kadıköy geniş üçgeni ve bir de İstanbul Avrupa yakasında büyükçe bir üçgen var Harbiye – Taksim – Nişantaşı – Maçka – Etiler- Maslak diye özetleyebileceğim.. O da okullarım işim ve genelde sosyal hayatımı da kapsayan daha geniş bir büyük üçgen.. Hayatım eni topu en yoğun buralarda geçti..

Şimdi dönelim benim köyümün merkezine.. Yuvama.. Anne Baba evime.. Göztepe sahilde halen mevcut olan ancak tabii yıllar içinde görsel doğasından az çok kaybeden ancak benim için halen capcanlı çocukluk bahçem.. İşte benim köyüm burası arkadaşlar! Tüm çocukluğum boyunca doğma büyüme apartman ve mahalle arkadaşlarımla uzun eşekten – futbola (Can okuyorsan neden beni hep kaleci yapardınız yaw?! Sinir olurdum?!;)) bak şimdi söylüyorum içimde kalmış!!:) ..), köşe kapmacadan – öndötrua’ya (doğrusunu fransızca öğrenince anladım tabii 1-2-3 anlamında un, deux, trois olarak komik bir şaşkınlıktı bu da.. ), uzayyolu ışınlanmacılıklarından – kızılderili kovboy savaşlarına, yakar toptan istop’a, ebelemece’den – seksek ve lastik atlamacalara tüm oyunlarımızı, nefes nefese kalarak kıkır kıkır gülerek kan ter içinde birbirimizi çekiştirip durarak.. yüz göz kıpkırmızı o serin, can dolu nefeslerimizin duygusu hala yüzümde, seslerimiz kulaklarımda, koştururken iyice serinleyen yanakların verdiği o canlılık duygusu, birbirimizin gözlerinde gördüğümüz yaşayan parlaklık. Herbirimizin sesi, nefesi, görüntüsü..

Koşturmaktan hızlı nefesler alırken yanından geçtiğimizde ciğerlerimize dolan hanımeli kokusu, terleyip de susadığımızda hemen oracıkta musluğunu açıp da mavi plastik hortumdan içtiğimiz suyun tadı, yorgunluktan kendimizi yerlere attığımızdaki çimlerin kokusu, tadı, serinliği.. Halen en sevdiğim kokudur çim kokusu.. Huzurdur benim için.. Bir de deniz.. O da aşk.. Uçsuz bucaksız sonsuz, özgür masmavi.. aşk..

Birazcık daha büyüdüğümüzde apartman arkasından 20 metre yürüyerek kaçıp kaçıp gitttiğimiz.. Yüzmeye doyamadığım.. Daha sonraları da sandalla ya motorla açılıp misina olta, çapari ile kovalarca balık tuttuğumuz… Denizimiz..

…..

İşte bugün.. Bu akşam üzeri bu muhteşem deniz kokusu aldı beni götürdü çocukluk evimin sahiline attı bıraktı.. Tıpkı lodosta dalgaların ne bulursa denizde büyük küçük canlı cansız demeden fırlatıp sahile attığı gibi.. Ben de tıpkı bir lodos balığı gibi şaşkınım şimdi.. tüm bu çocukluk anılarımın, büyüleyici bahçe kokularımın, ilk aşk denizimin, çocukluk köyümün, sihirli bir kutunun açılması ve en değerli masal hazinelerini bulmuş bir çocuğun heyecanıyla, tatlı bir tebessümle, biraz da kalbimi burkarak.. şimdi yokluklarıyla canımı yakan acılarıyla karşıma dizilip öylece kendilerini size anlatmamı istemelerinden.. Şaşkınım..

…..

Sevgiyle anıyorum hepinizi tek tek, saniye saniye, dolu dolu tüm çocukluk yüreğimle hissederek.,, Yaşadığım her an’ım için ve sevgi ile dopdolu tam anlamıyla hissederek yaşadığım tüm anılarım için şükrediyorum.. Ne mutlu ki yaşadım.. Yaşıyorum her an yüreğimde hep birlikte içimdeki o güzel küçük çocuk ile.. Kah gülerek, kah ağlayarak tüm insani, doğal duygularımla.. Tüm gerçekliğimle.. Ne mutlu ki yaşamın izini hep birlikte sürerek yolumuzdayız yine onunla birlikte..

……………….

Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Bırakın