Chamalu

Balık tutan adam meditasyonu.. Öz’e yolculuk..

Geçen gün sahilde gün batımında yürürken çektim bu fotoğrafı..

Gün batımını izlemeyi, daha doğrusu tümüyle batan güneş ile bütünleşerek o an’ı yaşamayı çok severim.. Gün doğumunu da severim tabii ki, enerjileri farklıdır, anlamları da, ancak gün batımının yeri bir başkadır gönlümde ruhumda. Benim için umut, hayal, güven, iman demektir.. Bir de aşk heyecanı.. Dilemekten de çok niyet etmektir ve yüce yaradana güvenerek bırakıp en iyisinin geleceğini bilerek umut ermek, sabır ve tatlı bir heyecan ile ertesi güne zaman vermektir.. Olması için.. Heyecanı tatlı bir şekilde uzatmaktır aslında.. O muhteşem renklerle tekrar buluşmak üzere sevgiliye niyet ermektir aşk ve tutku ile.. Yine geleceğine güvenerek.. Sevildiğimi bilerek.. Evrenin döngüsünü, hayatı selamlamaktır yürekten.. Kutsanmışlığımı hissederek.. Şükrederek..

….

Tuzla sahilde denizin içine döşenmiş kayaların üzerinde kamış oltasını sağlam ve güvenli bir yere konumlandırmış, kendisi de huşu içinde, sessiz, sakin besbelli kendi denizinin derinliklerine dalmış bir amatör balıkçı adam.. Öyle hafif, öyle dingin bir hali vardı ki bedenen, fiziken tam anlamı ile orada.. Düşünce olarak ise taa ötelerde bir yerde olduğu çok net hissediliyordu.. Gün batımının muhteşem renk harmonisi içinde beni bu akşam üzeri yolculuğumda en çok da bu kare etkiledi.. Balık tutan adamın meditasyonu ve ruh hali..

Meditasyon yapanlarınız bilir.. Bir kez bu disiplini alınca, sakince nefes alır verir zihninden geçen düşüncelere ve içinde oluşan duygulara bir adım geride bir yerde bilinçli farkındalığınla konumlanır ve izlemeye başlarsın kendi içini.. Düşünceler gelir geçer takılıp gitmezsin peşine.. Duygular hafif de olsa kendini gösterir, tepki vermez sadece izlersin kendinin içinde bir misafirmişçesine.. Hepsi senindir bilirsin, ama sen değildir artık farkedersin. Sen onları izleyen olursun önce.. Sonra da derinleştikçe, farklı farkındalıklar, bilişler, vizyonlar katılır dünyana.. Daha doğrusu öyle bir boyutun varlığını keşfedersin kendi içinde.. Daha önce hiç bilmediğin sihirli bir diyar gibi öylece beklemiştir, bekliyordur bir gün senin gelip de onu keşfetmeni.. Daha da deneyim kazandıkça içsel yolculuğunda.. An be an sezgilerin keskinleşir.. İçinde, kendini hiçbir yerde, hiçbir zaman, hiçbir kimsenin yanında hissetmediğin kadar güvende, huzurlu, olduğun gibi kabulde, rahat, özgür, sadece olma halinin verdiği mutluluğu yaşadığın bir yer keşfedersin. O nazlı bir kelebek gibidir yavaş yavaş sana güvendikçe açmaya başlar kendini.. Aslında yolculuğunda gösterdiğin sabır, cesaret, irade, sebat, özveri ile doğru orantılı güven duyar sana ve cömertçe kendini sunar bir hazine gibi.. Yüksek duyarlılığına saygı gösterip zerafetle, nazikçe yaklaşacağından emin olmak ister önce.. Sevginin ve varlığının değerini bileceğinden iyice emin olduğunda sunar kendini nazlı ancak derinden etkileyen bir varoluş bilinci ile.. Sonra da tüm ihtişamı ile gösterir sana kendini..

Bundan sonrası ise hiçlik ve varlık arasındaki denge ile varoluşun engin, sonsuz, uçsuz bucaksız açılımları ile derinleşen, gitgide hafifleyen, halden hale sadece olma hali ile hiçleşilen bir sonsuz alan, derin mavi denizler gibidir sanki.. Derinlere daldıkça yüksek basınç hissi yerini sonsuz bir hafifliğe bırakır.. Tıpkı evrenler boyu açılıp genişleyen milyarlarca yıldızı, galaksiyi, yılı, sonsuzluğu kapsayan uzay derinliği gibi..

Daldıkça genişleriz.. Genişledikçe bilme haline oradanda olma haline geçeriz.. Bir bakmışız bir an’da sevgi oluvermişiz.. Anlayıvermişiz.. Huşu ile dolup ışıldayıvermişiz.. Aşk olmuşuz.. Gül olmuşuz.. Bir olmuşuz.. Olmak da ne kelime zaten O’ymuşuz..

Artık hiç bir şey eskisi gibi kalmaz, dönüşüm geçirir böylesi bir içsel yolculuk ve deneyim sonrası.. Çünkü aslında biz dönüşmüşüzdür.. Daha da doğrusu biz aslımızın farkına varıp özümüze doğru dönüşmüşüzdür.. Ve her bir yeniden yaptığımız bu içsel yolculuklar her seferinde bizi biraz daha Öz’ümüze dönüştürür.. Çünkü herbiri Öz’e yolculuktur” aslında.. Biz kendimize yakınlaşır oluruz.. Kendimizi bilmeye başlarız.. Kendimizin ne ve kim olduğuna, kendimize nereden ve nasıl baktığımıza bağlı değişkenlik gösterdiğini anlamaya başlarız.. Kendimizi farkederiz. Kendimize bakış açılarımızı farketmeye başlarız.. Dolayısı ile deneyimlerimizi farklı bir bilinç halinden bakarak sorgulamayı ve değerlendirmeyi öğreniriz.. Biz olmayan ne varsa farkedip anlamaya ve bunlardan zaman içinde soyunmaya başlarız.. Kendimiz olmanın ne demek olduğunu bilmeyi öğreniriz.. Zira bu hayatta, Dünya hayatımızın bu boyutunda “kendin ol”madan hiçbir şeye, hiçbir yere varamayacağımızı da biliriz.. Öğreniriz.. Anlarız..

Bu yolda bize, bu fiziksel güzeller güzeli Dünya’mızda, en büyük yardımcımız, yol göstericimiz, ruhsal-bedensel-akılsal rehberimiz ise Doğa’dır.. Yüce Yaratan öyle bir mükemmel, muhteşem, tıkır tıkır işleyen sistem kurmuş ki.. Herşeyi içimize koymuş, gözümüzün önüne sunmuş, elimize vermiş.. Bize de her türlü yetiyi vermiş.. Akıl, irade, güç, muhakeme yeteneği, hareket kapasitesi, seçme özgürlüğü, duygu, düşünce, sevme kabiliyeti, duyularımız, sezgilerimiz.. Sadece birkaçı ile bile yolumuzu çok kolay ve sade biçimde bulabiliriz.. Doğa’da yer alan tüm rehberlerimize kolayca, doğalca, güvenle ulaşabiliriz.. Onlardan rehberlik dileyebiliriz.. Hatta aslında özel bir dileğe bile gerek yok.. Sadece o an orada olarak ve doğayı gerçekten izleyerek, farkederek, o olarak herşeyin cevabını alabiliriz.. Denizdeki balık, gökyüzünde uçan martı, tüm ihtişamı ile batan güneş, az önce tüm meyvalarını vererek bu dönemki yaşam amacını tamamlamış ve son yaprağını da dökerek, yeniden güç, enerji toplamak üzere kış dönemine girmiş hurma ağacı.. Hepsi birer öğretmen.. Sihirli kutsal büyücü.. En çok ihtiyacını duyduğumuz dost.. Ömür boyu hiç tanımasak da yüreğimizin taa derininden bilip de hasretini çektiğimiz sevgili.. Sonsuzluğa yolcu ettiğimiz ve özlemle andığımız babamız.. Yüreğimizdeki en derin acıyı paylaştığımız arkadaş.. En ileze yaramıza şifa dilediğimiz hekim.. Yaradanın en saf hali.. Ve kendimizi en olduğumuz gibi hafif, neşeli, canlı, doğal, özgür, sevgi dolu, açık, güvende, bütün, yuvada hissettiğimiz, imizdeki madum çocuğa dönüştüğümüz yer.. Doğa..

Hatırlayın orman gezilerinde nasılda hafiflemiş, tazelenmiş, özgür ve neşeli hissederiz kendimizi.. Ya da deniz yolculuklarında.. Hiçbiri olmasa da 10 dakikalık bir temiz hava yürüyüşü, ya da balkonda bir kahvaltının sonrasında.. Annelerimiz bile hep demez miydi çok bunaldığımızda “hadi çık bir hava al gel de, için açılsın.. kendine gelirsin!..” 🙂 hep işimize yaramıştır bu bilge sözler.. 🙂

Çünkü Yaratanın varlığı hep bizimle aslında.. biz işleri gereksiz, aşırı zihinde olma ve sonsuz düşüncelere saplanmalarla bu takıntılı hallerimizle karmaşıklaştırıyor ve zorlaştırıyoruz..

Çözüm basit.. Hayat basit aslında… Sadece Doğalca Ol.. Kendin Ol.. Herşey sana verilmiş. Sadece farket.. Bunun için de bol bol Doğa’da ol.. Ağaçlara sarıl.. Apaçla bir ol.. Ağaç ol hatta.. (benim kendimi bildim bileli yaptığım gibi herkesin içinde heryerde ağaca sarılıyorum hatta öpüp kokluyorum diye Deli gözüyle bakanlara hiç aldırma.. hatta davet et onları da yapmaya.. ki kaçsınlar!! seni rahat bırakıp!!!;)))) çiçekleri sev, okşa, konuş onlarla ve ağaçlarla ve hayvanlarla.. Toprakla, taşlarla.. İster sesli ister sessizce.. Dinle onları bolca.. Onlar bilgeliğini hatırlıyor.. Bilgeliğini unutmuş olan sensin. Korkma sadece geçici bir süreliğine hatırlayamadın.. İçindeki öz her an herşeyin farkında.. Sadece seni bekliyor, cevabı orada, burada, zihninin ücra köşelerinde sorunların içine boğula boğula aramana aldırmadan, sabırla kendi bilgelik denizini ve hatta evrenlerce olduğunu farketmeni sessizce bekliyor.. Doğada olan bilgeliğin hatırlatıcı işaretlerini tanımayı öğren, iz sürme yeteneğini geliştir yeniden.. İçindeki şaman ruhunu uyandır.. At kendini Doğa Ana’nın kucağına güvenle, iman ile.. Balık tutan adam meditasyonu yap, gözle içinden gelen geçenleri.. Ya da denizlerde yüzen yunus ol buluş sevgilinle yunuşça sevinç çığlıkları atarak.. Ya da istersen de deniz kızı, ya da deniz erkeği ol sevgilisine kaybettiğini sandığı değerli incisini suların derinliğine dalıp, bulup getiren.. İstersen baykuş ol tüm gece çınar ağacının dallarında 360 derece kokla, yokla, gözle havanın karanlığını.. İstersen bir dağcı ol tırman buzullara, kayalara keşfet kendi sarsılmaz iradeni.. Gücünü.. Kükre.. Böğür.. Ulu.. Ormanlarda aslan, ayı, kurt gibi.. At içinde birikmiş onca enerji yükünü.. Saflaş.. Arın kılıflarından.. Ya da kayakçı ol keyifle bir ve bütün olarak dans et karlar eşliğinde yüce dağın ruhu ile.. İstersen yelken yap, sörf yap içindeki dalgalar ve rüzgar ile hesaplaşarak .. Dışımdaki rüzgar ve fırtınalarla aynı anda.. Yeter ki bul kendini ve kazan gücünü yeniden doğalca.. At kendini çimenlere çocukça.. Ağla istersen böğürerek sarılıp toprağa.. Senden alıp götürdüğü gençliğini, güzelliğini, sevdiklerini naptı diye sor hesabını.. bakalım ne diyecek sana?! Bülbül ol güle aşk şarkıları şakı.. Sonra da Gül ol.. Anla bakalım bülbülün aşk şarkılarımdaki aslını.. Oradan Atla gökyüzünün göbeğine istersen yamaç paraşütünle istersen de hayalinde çimenlere uzanıp bulutları sayarken.. Anlatsın sana gökyüzü olmak ne demek.. Özgürlük mü gerçekten?! Çağır, davet et tüm sevdiğin hayvanları tek tek.. Konuş onlarla kimseye anlatamadığın dertlerini.. Bir de onları dinle.. Gir zihinlerine.. Onlar olduğunu düşün.. Hatta ol.. Bak bakalım onların gözünden nasıl görünüyor bu hayat.. Martı ol uç göklerde.. Kuzu ol me’le çayır çimende.. At ol koştur rüzgarlarca.. Köpek ol anla insanları nasıl sevdiğini.. Kedi ol çözül bilgeliğinde kendini sevmenin mırııldamasını dinlerken.. Kartal ol hisset yalnızlığın ve tekbaşınalığın zirvesini.. Dağ ol.. Güneş ol.. Su ol.. Rüzgar ol.. Toprak ol.. Taş ol.. srası ile.. Ya da hergün biri olmayı seçerek gönlünce..

Sonra da dön bak içine.. Ve sor bakalım şimdi, içine doğru gülümseyerek… “Neresindesin “kendin ol”ma yolculuğunun?!.. Yolculuğun halen Öz’e mi?!.. Ya bir sonraki yolun nereye?!..”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir

2 Yorum

  1. Senem Sarı

    Mayıs 17, 2016 at 8:15 pm

    Yazınız güzeldi.
    Teşekkürler.

    1. Nesli Olcay

      Haziran 6, 2016 at 10:34 am

      Çok teşekkürler Senem hanım. Sevgilerimle.. ❤️⭐️

Bir Yorum Bırakın