Chamalu

Ayna ayna söyle bana!…

Bu fotoğraf teması icabı yansıma, yansıtma ve birebir aynalamayı gözler önüne serdiğinden sizi bilmem ancak bende düşünce ve inanç sistemimdeki benzer çağrışımları gözümün önüne getirdi..
Mesela ben hayatımdaki herşeyin ve herkesin bana içimdeki benzerini yansıttığına inanıyorum. Ya birebir aynısı ya da beni aradığım cevaplara götürecek ipuçlarını bana gösteriyorlar.. Mesela gün içinde sabırsız hatta öfkeli bir esnaf ya da herhangi bir kişi ile karşılaştım ve bu durum bir şekilde beni etkiledi duygu olarak tepki uyandırdı içimde, aklıma takıldı vs. Yani bir şekilde dikkatimi çekti diyelim. O ortamdan ayrılırken kendi içimde sorgulamaya başlarım. Bu kişi bana neyi yansıttı şimdi? İçimde sabırsızlanan ve hatta öfke uyandıran farketmem gereken şey ne? Sorarım içime. Biraz eşelerim kafamda iyice konsantre olup. Sonra bırakırım dikkatimi başka işlerime veririm. Ve cevap bir şelilde gelir. Ya bir arkadaşımla konuşurken aradığım cevap kendi ağzımdan dökülür. Ya bir anda bir ses, kulak misafiri olduğum bir konuşma, bazen bir rüyam, bazen de tesadüf gibi görünen bir olay, bir karşılaşma bana pat diye fotoğrafı net bir şekilde ortaya koyar. Vay be! İşte bu.. an’ı! Meğer buymuş olurum. Meğer bir türlü karar veremediğim x konusundaki kafa karışıklığım yüzünden kendimi artık öyle köşeye sıkışmış hissediyormuşum ki, bunun bende yarattığı sıkıntı farketmesem de sabrımı zorluyor ve alttan alta artık dizginleyemediğim bir öfke hissi dışarı çıkacak bir çatlak arıyormuş .. Allaahh.. Ne farkındalık ama..!! Böyle uzun bir cümle ile anlatmaya çalıştığıma bakmayın.. Bu birkaç saniyelik bir farkındalık aslında.. Tataaaam! Dersin ya o kadarlık bir süre! Ancak anlaşılır bir ifade için koca bir cümle gerekiyor maalesef:))
Neyse dilerim net olmuştur kafalarda.. Ya da net kafaları iyice bir bulandırmışımdır!!:))) haha:)) inşallah:)) inanın bu iyi bişey bazen:))
Şimdi gelelim sayfamın açılış baş kahramanı aşkım Atlara.. Küçük bir yaşam anımı ve farkındalığımı paylaşmak istiyorum aslında, ve bu kadar uzun girizgahı bunun için yaptım:) geçen haftasonu Kayseri/Kapadokya civarı sevgili Hüseyin Taşkın hocamız liderliğinde yaptığımız fotoğraf atölyemizde yüreğimi güm güm attıran ve hatta tam anlamıyla nefesimi kesen özgür atlar çekimimizdeyiz.. İnanın hiçbir kelime o anı ve duygularımı ifade etmeme yeterli olamaz.. Bazı anlar vardır ya hani anlatılmaz sadece yaşanır denir… İşte bu onlardan biri. 50-60 at önümüdeki arazide serbest bir sürü halinde koşturuluyor.. Etraf toz duman.. Biz 20’ye yakın fotoğraf tutkunu nefesimiz kesilerek, adrenalin tepemize vurmuş.. Elimizde makinalar gözümüzü vizörlere dayamış seri foto çekiyoruz.. Atlar bir o yana bir bu yana koşturdukça içimde resmen fırtınalar kopuyor. Işığı ayarla, yakın çekim şimdi uzak biraz daha karart şu köşeden de çek.. Dur üzerimize geliyor geri kaçın diyen sesler.. Yok durucam şu anki pozu kaçıramam! İçimdeki sesler birbirine giriyor artık!!! bi dakka ya!.. ben hayatımda en istediğim anlardan birini yaşıyorum.. Vizörden gördüğüm çok kısıtlı kalacak gibi napsam?! Derken arkadan bir ses.. Aaa yok ben çekmicem seyredicem ben bu anı!! Diye isyan ediyor! Oh be diyorum benim gibi düşünen biri daha!! İndir kamerayı yaşa bu anı!!
atlar çoğaldı.. Koştur koştur dört nala.. Sağdan sola.. Ne coşku ne tutku ama!!
Sonra bir anda bir sükunet.. Nefes almayı unutmuşum diyorum.. Yanımdaki arkadaşım aa alıyormuydun ki?! Diyor:)) haklı. Demiyorum ki ben ömür boyu doğru dürüst nefes aliyim diye çalıştım yahu?! Haha;)) ne ironi!! O an hiç bir önemi yok!! Boş o anda herşey boş. Sadece Atlar ve küt küt atan kalbim… Geri kalan herşey durdu.. Saf Yaşama coşkusu tek hissettiğim şey..
Kamerayı indirdim, nefes almayı hatırladım.. Kendimden geçmişliğin ardından yavaş yavaş ana dönüyorum..
O sırada at sürüsünün etrafındaki toz bulutu yavaş yavaş açılmaya başlıyor.. Sürü sağdan sola bize paralel önümüzde duruyor.. ve tam orta bölümde gövdesi bize paralel ve en yakında duran dünya güzeli kızıl kahve rengi bir At.. Başlıyor kişnemeye.. Bu herhangi bir kişneme değil.. O bizimle konuşuyor…
“Oldu mu?!.. Bitmedi mi daha işiniz?! Ne koşturup duruyorsunuz bizi oradan oraya?! Hadi artık yapın ne yapacaksanız da.. İşimiz gücümüz var bizim.. Yolumuza bakalım..”
Başlıyorum gülmeye.. Ağzımdan bu sözler dökülürken.. Bu sefer Atlara fısıldayan adam filmine inat At bize bağırıyor.. İsyan!!
Sadece ben mi duyuyorum.. ?! İnanın bilmiyorum.. Sormadım kimseye. Doğalca ortaya seslendim ne duyduysam..
Ve o anda bir farkındalık.. Yaw ben özgürleşmenin simgesi atlara gelmedim mi?! Ee foto çekicez diye ordan oraya koşturuyor güzelim Can’lar.. Bu oldu mu şimdi?! Özgürleşeceksen özgürleş kardeşim!! Hadi al mesajı biran önce de çık git yoluna.. Bizi de rahat bırak kendi özgür yolumuzda.. Dercesine.. İçimdeki isyankar hatta sabrımı zorladığımda hırçınlaşan ve hiç sözünü sakınmayan özgür At gibi! Söylendi resmen..
Aldım mesajı.. Teşekkür ettim bu güzel varlığa, kendime ve evrene. Ve tabii ki vesile olan herşeye ve hayata.. Yola devam.. Kimi zaman dörtnala.. Kimi zaman tırııs tırıs.. Bazen adeta.. Bazen de rahvan.. Ama.. Hep yürek yolumda farkındalıkla iz sürerek..

Bunlar Da İlginizi Çekebilir

Bir Yorum Bırakın